21.12.13

senden sonra. sen kaç sevdiğinin ölümüne yas tuttun okuyucu? altını çizdim..

naber okuyucu?
ben hastayım, uykusuzum, yorgunum..

dün gece yine sabaha kadar oturacağımı anlayıp
geçtim kütüphanenin karşısına.
biri bana bi kütüphane evi versin coyiler!

bu kitapları yan yan dizince hiçbişey anlaşılmıyo,
çekip geri sokmaya çalışmaktan anam ağlıyo.
bi kütüphane evi olsa, duvarlara dizersin kitapları yüzü sana dönük şekilde
hiç problem kalmaz!

arada böyle maliyetsiz isteklerim vardır..


neyse işte yorgan döşekten kurtulamadığım için
elbette kitaplardan da bu ilgimi çekti.
çekmez olaydı..

natasha mcelhone mu? tanıyorum ki bu hatunu ben dedim.
kelifornikeyşın izleyenler yakinen tanır,
izlemeyen de bi filmine falan denk gelmiştir elbet.



ablanın kocası bu film setindeyken
birden kalpten gidiyo.
bu da hamile, üçüncü çocuğuna.
sonra kocasına yazmaya başlıyo, düzeltmeden de basıyo.

bu sebeple kitapta çok tekrar var,
sürekli aynı isyan var başlarda.

ama çok da acı var,
babasının ölümünü anlamayan iki çocuk var,
onu hiç görememiş bir bebek var,
hayatın sorunları var,
evin erkeği gittiğinde geriye kalan
kocaman bi problem yığını, güçsüz bi kadın..

sonra kitap elindeyken dönüp dönüp envere bakıp
allahım hasta masta, iyi ki yaşıyo diyen
bu sorunu ben yaşasam napardım diye düşünen,
allah kahretmesin gece gece ne vardı bunu seçicek diye sayıklayıp
hüngür hüngür ağlayan bi semmma var.

çok edebiyat bekleme bu kitaptan okuyucu.
süslü cümleler yerine bolca samimiyet var..


altını çizdim.

onun bizde bıraktığı parçaları kimse dolduramaz,
oraya kimseyi koyamayız.
ancak görüyorum ki, o boşluğu büyüyen parçalarımızla
biz kendimiz dolduruyoruz..


her yerde yazıyorum eşime.
uyku tutmayan bir gece yarısı uyuduğum yerden,
süpermarkette sıra beklediğim kasanın önünden,
çocukları almak için gittiğim okul kapısından,
doğumdan sonra bile.


birisi tabutun kapağını açmaya çalıştı,
ama izin vermedim.
bakmak istemedim.
burada, kafamın içinde sen hala hayattasın,
ölmüş halini görmeme gerek yok..


yanlış cevaplar veririm sorularına,
doğruymuşlar gibi davranırsın..


hiç bilebilir miydin?
ben bilebilir miydim yaşlanıncaya kadar elini tutamayacağımı?


evlilik yüzüğümde yazdığı gibi;
"bu benim.
seni sarıp sarmalıyorum,
her dakika, her gün, sonsuza kadar."


bugün herşeyde seni hissettim,
zamana olabildiğince karşı gelebiliyordum.


günlerimi elektrikçi, tesisatçı ve gaz şirketinden
gelecek insanları bekleyerek boşa harcıyormuşum gibi geliyor.
hayat, bu ketum insanlar ve akıl almaz açıklamaları
sonsuz bir çizgi haline geliyor.
bu konudaki bilgisizliğini hemen anlayabiliyor
ve faturana sıfırları ekleyiveriyorlar.
eminim ki sen burda olsan, bu asla olmazdı.


görkemli yaşamının bir parçası olabildiğim için
kendimi çok şanslı hissediyorum.


dünyadaki bütün zamanlar bizimmiş gibi,
etrafta dolanıp ahmaklık edip durduk.


şu ana kadar sürekli
"aramanız bizim için önemlidir" kaydını dinleyip durdum.
ama hayır, lanet olsun ki öyle değil.
kim kaydetti bunu?
yumuşak, psikiyatrist gibi bir ses koyuyorlar.
bu kadar samimi görünüp öyle olmamayı nasıl beceriyorsunuz?
43 dakikadır sırada tutuluyorum.
Telekom idaresi, o kelimeleri kullanmaya ihtiyacınız yok
o kaydı şöyle değiştirmelisiniz;
"şu anda buraya düşürüldünüz,
sıraya atıldınız ve sonra ne olacağı hakkında
lanet bir fikrimiz bile yok!"
(ayynı bizim telekom)


kapının arkasında asılı tişörtlerine bakıyorum.
orada asılılar, can sıkıcı ve çaresizce.
sahipsiz bir şekilde.


bana doğum planımı sordu.
tabii ki seni hayal etmekten,
seni tüm gücümle geri çağırmaktan başka planım yoktu.


doktora hiç hamileyken kocası ölmüş
bir hastası olup olmadığını sordum.
bana dimdik baktı ve şöyle dedi;
"hayır, olmadı.
terk edilmiş, kocasından ayrılmış hastalarım oldu.."


bugün hayat sigortan geldi..


belki de şu doğrudur ki
ebeveynlerimiz ölmeden önce
asla gerçek anlamda özgürlüğümüze kavuşmuyoruz.


uçakta etrafıma bakıyorum ve her yerde
senden daha yaşlı adamlar var.
mutlu gözükmüyorlar - nasıl olmazlar?
hala nefes alabiliyorlar..


çok çalış, hiçbir şey bekleme, kutla.


dünyada ölümün bizi bulamayacağı
hiçbir yer yok...
ölümün bizi nerede beklediğini bilmiyoruz,
böylece bize her yerde onu beklemek kalıyor.


artık biri için özel olmamak,
birinin "eş"i olmamak çok zor olacak..


bu sabah yatakta yanımda yatan bebeği seyrediyordum.
etrafta renkli süsleme lambaları gibi
onca dikkat çeken şey olmasına rağmen,
o boş bir duvara bakarak gülümsüyordu.


sanırım ilişkimizi kendi açımdan canlı tutuyorum ama
bana katılacak kimse yok.
cümlemi bitirecek, cevabı anında verecek,
alay edecek, alkışlayacak kimse yok.


bilmek istiyorum,
eğer içine hava üflemeye devam etmezsem,
ruhun ölür mü?


seni hala seviyorum,
fakat burada olmaman bunu giderek zorlaştırıyor.
şimdi neyi seveyim?!


sanıyorum ölüler,
çok belirgin bir şekilde azalmayı,
daha az yer kaplamayı sürdürüyorlar.


her şeyin cevabı sende vardı.
seni dinlememeyi seçtiğim zamanlarda bile
bütün cevaplar sendeydi..


artık telefon numaranı hatırlayamadığım gün,
nasıl bir gün olacak?


ah..
yarın doğum günün.
biliyorum, bunu hiç umursamazdın
ama ben umursuyorum.
bir yıl daha yaşlanmış olamayacaksın,
senin saatin durdu...


kısa bir hayat yaşadığımızı yavaş yavaş kabulleniyorum.
dünyada hep çok vaktim olduğunu düşünürdüm.
bir çuval dolusu fikirle bekliyordum
ve onları yaşatmaya cesaretim yoktu.
sen bana cesaret verdin.
birbirimizi değiştiremeyeceğimizi söylediklerini biliyorum,
ama sen beni değiştirdin.




15 yorum:

  1. Bırak kitabı, birkaç alıntı bile beni ağlattı :(
    "Bir yıl daha yaşlanmış olamayacaksın, senin saatin durdu." nasıl bir cümledir ya ...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. bağrına öküz oturtan bi cümle..

      Sil
  2. Pek çok duygunun beyninden akıp geçtiğini okudum ben...Tıpkı sıcak bir günde aniden hafif bir ürperme yalar geçer ya tenini...
    Geride kalan yine de sıcaktır ama, güzel duyguların daha kolay yer bulması gibi...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. bence insan beyninin kotası olmalıydı. aynı anda maksimum iki duygu. aşıksan mesela, yanında ya kıskançlık olacak, ya sevgi, ya hayranlık. üçüncüye yer yok. kızgınsan ya şefkat, ya merhamet, ya bezginlik. hayat çok daha net ve kolay olmaz mıydı?

      Sil
  3. offf :( eminim eşim eve geldiğinde kızarmış gözlerimin sebebini anlamayacak. ama olsun hala nefes alabiliyor olacak bu bana yeter

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. insanın daha bi kıymet bilesi geliyo, dimi?

      Sil
  4. Bu kadarı bile, gözlerimin dolmasına yetti. Sanırım kitabı okursam o bunalımlı günlerime geri dönerim.:(

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. yok. okuma sen. biz mutlu melo istiyoruz! tamam, her halinle çok seviyoruz amma lakin ki herkesin bi popisi var. senin en popi halin de mutlu halin. eyyorlamam bu kadar.

      Sil
  5. Ayy hamile hamile okumayacaktim bunu. Zaten basini görüp gerisini okumadan kaciyorum su an

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. başlığa yazsaydım keşke, profilinde evli, mutlu, yakında çocuklu yazanlar okumasın diye. okuma sen. üzülürsün. üzülürsen bebeğin üzülür. sonra üzülmenin normal bişey olduğunu sanar, doğduktan sonra da üzülür. sen eğlenceli şeyler oku, tamam mı?

      Sil
  6. Merhaba öncelikle geçmiş olsun. Blogunu çok uzun zamandır bloglovinden takip ediyorum şu sağdaki meşhur ıslıklı şarkılardan yakalamıştım seni.. şu var ki elimden geldiğince ya da bildirimi bir şekilde atlamamışsam eğer gelir okur sessizce çeker giderim. Fazla uzatmadan diyeceğim şey şu ki kitap gerçekten de olağanüstüymüş ve paylaşım için çok teşekkür ederim. Ben vakti zamanında çok yakın bir dostumu kaybetmiştim. Tabi burada yazarın yaşadıkları biraz daha farklı ve zor ama kaybetmenin ne demek olduğunu biliyorum ve bu konuda belki de yazsam kitap olur gibisinden benimde yaşadıklarım var. Muhakkak alıp okuyacağım elimde sırada duran ne kadar kitap varsa bir kenara bırakıp hemen başlayacağım tekrar teşekkürler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. çok teşekkür ediyorum. okunası bir kitap..

      Sil
  7. Off alıntılar beni bitirdi, kitabı okumaya gücün yetmez sanki :/

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. hatunun yaşamaya gücü yetmiş, oku bişeycik olmaz. yani hamile falan değilsen. çifte standart yapan blog sahibesi olmak istemem, oğ gad!

      utanmasam kitabın hepsini yazıcakmışım ki ben zaten..

      Sil
  8. aylardır bu kitabı arıyorum. temin edemedim. bana yardımcı olur musunuz? çok önemli !!!

    YanıtlaSil

 
;