yap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
22.7.15 6 yorum

biri bana bi demet ortanca alıp müsrifliğime hayvan gibi şii yapsın.

iygeceler okuyucu!

daha iki senelik bile kendi evli değilken
evdeki fazla eşyanın haddi hesabı yok.

hesap demişken, nası vercem hesabını hiç bilmiyorum.

önce kütüphane yaptım bi odayı.
beriş doğunca rafları başka odaya taşıdım,
ama halısı malısı hep kaldı.

sonra mutfak perdelerimi her gördüğünde
"bu ney laan" diyen emberden ötürü
perdeleri değiştirmek zorunda kaldım.

aman da yeni gelin evi ağır olsun akıllarına uyup aldığım
fon perdeleri birer birer bazanın altına kaldırıp
onların yüzde biri fiyatına ikeadan falan aldığım fonları doldurdum eve.

sen sen ol okuyucu,
kendin ne istiyosan onu al.
çok güzel olmasa da oluyo, seni mutlu etsin yeter.
(yazar burda evliliğin temelini çözmüş olabilir.)

züccaciye dediğimiz anlamını bilmediğim gruba,
dolaplara sığmayan kap kacağa
henüz girmiyorum bile.

ben mutsuzken ya misafir ağırlıyorum, ya dolap stokluyorum,
ya da ev eşyası bakınıyorum deli gibi.

oysa git yirmi lira ver saçını kestir,
hadi elli lira ver ayakkabı al dimi.

yok.
illa müsriflik, ingilişhomu mudoyu zengin etmek olsun.

geçen hafta kuzenlere halı bakarken
yani amaç sırf onlara yardım etmekken
bi halıya aşık oldum.
ama nası bi halı..
ama nası bi halı.
ama nası bi halııığğ!

daha yepisyeni, ulttra kalite, ekstra zerafetli halılarım duruyo.
git kız git burdan dedim.

sonra aklımda kalıcağını biliyorum ya,
istedikleriyle hiç alakası olmamasına rağmen
aldırdım kuzenlerime iki tane.
bi bende olsuncu değilimdir.

onlara gittiğimde içim mi yansın,
üç günlük dünya bana zehir mi olsun,
parayı mezara mı götüreyim derken oturttum berişi halının üstüne.
"ağla kızım bunu istiyom diye" dedim.

halının kalitesinden anlıyo kerata.
miyavlayıp yuvarlandı,
"ayy" "zizii" falan diyip sarıldı.
abi sar bundan bi tane bana da dedim.

sonra sıra geldi odayı halıya göre değiştirmeye.
-yazar burda perdeleri iki ay önce aldığından bahsetmiyor.-

daha evde bile değilim, gitmeye aylar var.
bu sebeple o zamana kadar onlarca dekorasyon önerisini elden geçirebilirim diyip
halım harika mükemmel eşi benzeri olmayan ortancalardan
oluştuğu için, ortanca ve pastel temalı bi bakındım.
(bkz: temalı bakınmak)

euroflora'dan da demet demet ortanca siparişi verdikten sonra,
sıra geldi eylül beklemeye!

çok yapılası işler peşindeyim!




4.3.15 10 yorum

üç güne bi kanaviçe

konuya başlamadan önce şunu söylemek istiyorum ki sevgili okuyucu,
bloggera bloglovine girip
kahvemi alıp kim ne yazmış diye bakamayalı aylar oluyo.

nesrinin oğuzalpi bi yaşına girmiş mesela,
diğpciğimin ikinci kitabı çıkmış mı,
melek ablam, yağlı boyam, ay saymaya başlasam
bloglovin ana sayfandan kalabalık olcak.

niye yapamıyorum?
çinkit vaktim berili eğlendirmek, uyuduğu zamanlarda da
ay evin orasını mı önce toplasam burasını mı,
du bi çorba koyiyim de ondan sonra telaşıyla doluyo.

berilto zor bi bebe.
hayır ben prensipli, kararlı olsun dedim de
bunun ilk aylardan olması gerekmiyodu.

altıncı ayına kadar sürekli
-süreklinin tam manasıyla. ebet.-
kanguruda gezmek suretiyle belimi büktü, kamburumu çıkardı.

neyse ki yürütece terfi ettik de
omurgam insani sınırlara geri dönüyo.

yine de şöyle iki dakka duriyim,
bi bakıyim etrafta neler varmış çocuğu değil.
 sabah mesaisi yedide ayı kardeşle başlıyo,
sonra pepe. allahtan showdan sonra
trt çocukta da pepe başlıyo.
ben de güne başlamak için gereken enerjiyi on onbeş dakika
daha uzanarak toplayabiliyorum.

dursa asla tv izletme gibi bi derdim yok,
sonrasında gün içerisinde kapalı oluyo zaten.
uyku saatine denk gelirse bi ver fırına, o kadar.

ama çocuk durmuyo anacım.
nerden öğreniyo bilmiyorum,
ellerini tvye uzatıp ben açana kadar çığlık atıyo.
şu blogırın ses kaydetme özelliği olsa da dinlesen.

konu nerden nereye geldi tey tey.

 işşte tam olarak bu sebeplerden postun başlığı
üç güne bi kanaviçe.
yoğusa ben istemem mi her güne bi kanaviçe demeyi,
oov bugün de bak bu motifler bob rossdan diye övünmeyi.

ama üç günde bi tanesi anca bitiyo.
beril kangurudayken tepesinde bile işliyorum, düşün.
annem "aldı kızım anan kanaviçesini, saldır" tepkileriyle
berili bu süreçte tetiklemeye çalışıyo ama
el sanatına saygısı var benim çocumun.


ilk kanaviçe evin adamının, anasının, kızının olsun dedim.
fotoğraf makinesi babamın, ayıptır söylemesi über kaliteli de
o yüzden böyle delikleri falan ultra net çıkmış.
bundan sonrakileri telefondan çekeyim de
okuyucu beni çok zengin kaliteli sanmasın.

 tabi amaç ben bunu yaptım
ay ne de güzel olmuş dimi değil.
zira güzel de değil, bildiğin boş kanaviçe yani bi numarası yok.

rakam şablonları vericem, belki işine yarar.
üperim :*


29.1.15 6 yorum

bkz: hedik

gummornin okuyucu!

eskisi gibi bi kahve alayım da netbukun başına geçeyim döneminden
ay hazır vaktim varken lavabolara bi çamaşır suyu sıkayım,
yemeklikleri tezgaha hazırlayayım da
öyle bakınayım moduna geçen sıkıcı bi ev insanına
geçiş yaptığımdan
gummorninler bu saatlere sarkıyo tey tey.

butik pasta işinde olup
konseptlerden konsept beğenerek
parti standlarına katkılarda bulunduğumdan,
berilto doğmadan ilk on domgünü konsepti
"ay allam o günleri de göster" temennileri eşliğinde belliydi.

ama unuttuğum bi konu vardı,
diş buğdayı!

minik kontesin şefilleri akmaya, damakları kaşınmaya başladığında
babasına sordum bana parti için bi renk söylesene diye,
sarı dedi.
ya sarı diş buğdayına olmaz ki diyip canını sıkmak istemedim.
sanki olmaz desem üzülcekmiş gibi.
bazen böyle kendi kendime gereksiz düşünceliliklerim vardır.

renk olarak sarı ve gümüşü seçtim,
daldım pintereste.
tam bu sırada telefonum bozuldu,
galiba bana bi mesajı vardı evrenin ama
görmezden geldim.

işte sana sarı gri parti yapmak istersen diye
bi takım fikir şeysileri.
-her yurdum insanı en az bi kere
sarı gri parti yapmak istemiştir, ebet.-







19.1.15 5 yorum

bebek akıllı çıktı rıza baba!




melaba!

iki buçuk kişilik bi çiğdem ailenin
nası bu kadar çamaşırı çıkar anlamıyorum..
neyse konu bu değil.

başım fena halde belada okuyucu.
 daha üç buçuk aylık olmasına rağmen
yattığı anda geri kaldıralım diye
öksürme taklidi yapan bi kızım var..
kim öğretiyo bunları, nerden öğreniyo anlamıyorum.
hanginiz gösterdiyse söylesin, valla kızmicam.

bildiğin taklit yapıyo, dümenci.
babası geçen "kızım yuh senin bu yaptığını on yaşında çocuklar yapıyo"
diyince farkettim ki,
ay benimki çok zeki ya okumayı iki yaşında öğrendi demek yerine
acaba kafası hangi felfecirliğe çalışıyo diye düşüneceğim bi çocuğa sahibim.

bugün biraz lütfedip gün içinde uyumaya karar verince
havayı da güzel görünce temizliğe giriştim.
ne zamandır böyle büyük iş yapmıyomuşum ki
hemen ay azcık kahve yapsam da otursam diye söylenmeye başladım.

kahvemi yaptım, cutthroat kitchenı açtım,
vakit doldurmak için kaneviçeye geri dönmeye karar verdim.

berilto doğmadan önce,
kaneviçe kaplı çerçevelerimden kaneviçelerimi itinayla söküp
enverin "aa atma onlarla ne kadar uğraştın" demelerini dinlemeden
ben çerçeveleri beril için kullancam yaa diyip
içinde ne var ne yoksa çöpe yolladım.

şimdi utanmadan tekrar yapcam, ebet.
akşamları beril uyuyunca
şöyle bi fincan bitki çayı alıp
dizlerimi altıma toplayıp yarımşar saat kaneviçe dokusam,
ay ne hanım hanımcık hiç benim tarzım değil.

senle de şablonları paylaşayım,
sırayla gideyim istedim.

öperim :*



 
13.8.14 14 yorum

bi gün abajur firması açıcam da birilerinin bu ney lan demesinden korkuyorum..

buongiorno principessa!

naber?

istediğin şekilde bir abajur arayışının ne kadar zamana
ve en önemlisi ne kadar bulamayışa denk geldiğini geçenlerde anlatmıştım.

ben bulamadım, kendi abajurumu kendim yaptım.
sana da fikir olsun diye bi takım abajur du it yorselfleriyle karşındayım.

burdan buyron!



 
;