izle etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
izle etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
27.8.15 5 yorum

meryem.



bugünün filmi meryem.

at yapım, zeynep çamcı.
gördüğümde asla atlayamayacağım iki unsur.
önce kamera arkasını izlemiştim ben.
yosunlardan huylanıp minnoş minnoş ağlayan
zeynep çamcıyı görünce aman yarebbim dedim
bu nası bi kedi yavrusu insan!
yerim seni karaboncuk!

üstüne ismail hacıoğlu var, zerrin sümer var.
harika çekimler, arka plandan geçen türk sineması müzikleri,
negzel bi yerde yaşıyoruz dedirten manzaralar,
sahipsizlik, sen arama ben ararım,
biz anamızdan böyle gördük, kadının kadına yaptığı,
dicem tabi ki..

ve diyo ki;
"bulcakmış bi hal çaresini.
bok bulur.
sanki bulduğunun kıymetini bildi de."

inşallah ikincisi çekilir!




23.5.14 4 yorum

altını çizdim - uzun hikaye

 geçen haftasonu evde öyle yalnız başıma oturup
"ee bu uzuun  tatili oturmaktan başka
neyle değerlendirsem?" diye juniora sorup
tekmeden başka cevap alamayınca
(yazar burda kocasına sitem ediyor)
sarıldım tivibuya.

bi koca kupa kahve,
bi battaniye, bi film.
huop! gelsin evlenmeden önceki ev hali!

olm çok kolaymış nan.
neyse detaylara girmek istemiyorum.

türk sineması severim ben.
şimdi entellik gibi olmasın, ki değilimdir sahiden
bi masumiyet olsun bi kader olsun
bi teyzem olsun,
en eskiden en yeniye çok favorim vardır.
senelerce şampuandan korktum ben ahhh belinda yüzünden.

popüler olmasına rağmen
çağan'dan da demirkubuz'dan da vazgeçmedim mesela.
-bak samimiyete bak isimle seslenmeler falan-
he son zamanlarda çok bozdular,
o da ayrı. işte bana bi danışsalar..

ama aşklı meşkli yeni kuşak filmden hiç hoşlanmam.
ne varsa eskilerde var,
masumiyet içermeyen film mi olur hiç okuyucu?

ne izleyeyim diye düşünürken bi tereddüt ettim ama
uzun hikaye de tam böyle çıktı,
çok masum bi film.

enver de böyle bi baba olsun istedim.
benim de çook uzun bi hikayem olsun.
zenginde olmayan keyif bizde olsun,
hak hukukla değil vicdanla aransın..

üzüldüm, korktum.
son zamanlarda televizyona hep gözü yaşlı baktığımdan olsa gerek
gözümün kenarında yaşla,
dudağımda buruk bi gülümsemeyle izledim.
imrendim çok.

hakkını arayanın hep zora koşulmasına bi kez daha sinirlendim.
doğru söyleyenin dokuz köyden kovulmasına..
ama sonunda yüzünün gülmesine
çok mutlu oldum, çok..

altını çizdim. 

şuraya bi saka kuşumuz olsa, bi de küpe çiçeğimiz..

babamın bi huyu vardı,
haksızlığa gelemezdi.

 bozuk o daktilo. l harfi basmıyo.
gerçi böyle daha iyi, l olmayınca
sosyalist yazamazsın, solcu yazamazsın,
lenin yazamazsın.
hadi l'ye denk getirmeden yazdın diyelim,
adını nasıl yazacaksın ali efendi?

onların sevgisi, birbirlerinin onurlarını
kırmamak üzerine kuruluydu.
 
 eğer uslu durursa herşeyi yoluna gireceği söylenerek
büyütülen çocukların
hayatı boyunca kaybettiklerini, ilk kez o gün anlamıştım.

gitme vakti geldiğinde toplanması en zor olan şey
dağılan kalbimin o kasabanın her bir yanına savrulan parçaları olurdu.

kalem kelamın dik duran hali olduğundan,
daha da çok acıtır.

kitapların da bir kaderi var..

gelmiyorum demesine bakma, onu da al git.

demiştim,
kaderin yayı kuruludur.





19.1.14 4 yorum

bahar mı gelmiiiş?!

buongiorno principessa!

kuş sesi duydum!
hayır evde kuş var da dışarı kuşu.
sokak kuşu yani.
hava çok güzel okuyucu.

böyle kendimi dağa bayıra atasım,
bi deli dana gibi yürüyesim var. 

ben baharı şimdiden getirdim.
camı pencereyi açtık oh mis.

şimdi ben baharı getirdim ya,
murphy kesin yağmur yağdırır.
adamın bana garezi var.

neyse, gidip ponti en sevdiğin filmi izle dediği için
mr.nobody'yi izlemeliyim.

pampam pam pam pam pam pam pam
pam pam pam pam paaa
mistır sendmııııın
brin mi e driiym
pampampam paam





16.1.14 12 yorum

gitsemgidememkalsamkalamamsevsemsevemem..

g'nayt okuyucu!
naber?

ben avmde yemek katını altı kere turlayan adam gibiyim.

hastayken çok kararsız oluyorum.
du bi yemek yiyim ölmeden diyorum,
yemeği doldurup tencereye geri boşaltıyorum.

kalk doktora gidelim diyesim geliyo envere,
sonra kendime yat yat diyorum.

pink'in bi sarışın halini beğeniyorum, bi pembe.

diskavıri çenıl açıyorum,
üç saniye sonra bakıyorum ferdi tayfur'dan yuvasız kuşlar'ı izlemeye başlamışım.

hastayken elime kitapların birini alıp birini bırakıyorum.
kütüphanenin artık bi "yarım bıraktım ama bi sor niye bıraktım" rafı var.

sanki verdiğim her karar beni yoracak,
damlacık enerjimi de akıtıp götürücek.

hayır kararsızlık beyin hücrelerini öldürüyomuş,
allam sanki çok var olanların hepsi tam kapasite çalışıyomuş gibi
bu tam da ihtiyacım olan şey bebeyim!

biri bana "farketmez" yazan bi pankart versin,
herşeye kaldırayım istiyorum.

biri için kötü bişey istiyosan
"inşallah kararsız kalırsın" diye beddua et okuyucu,
yeminle daha can sıkıcı bi durum yok.

aslında var bi kaç bişey daha ama
hangisi en can sıkıcı karar veremedim.

çok mu kararsızım?
değil miyim?


konuyla alakalı mükkemmer bi şarkı da benden sana gelsin


ehehe ne tipsiniz nan (:






8.1.14 26 yorum

misafir ol gel banaaağ



g'nayt okuyucu!

nasılsın?

bi kere de gir bi yorum yaz allasen,
gnayt semmma, nasılsın de,
bi kere de sen sorsan ne olurduuğ?!

ben bi manyadım.

şimdi sayın pia_set'in de bu konuda çok doğru noktalara parmak bastığı,
pek münasip tespitlerde bulunduğu gibi
evde durmaya alışkın değildim.
ben de hasta olup yorgan döşek yatınca,
perde bile benden daha çok dışarı çıkınca yapacak bişey bulamadım
paso misafir ağırladım.

hangi hatun kişi ki
evlendiğinin ilk haftasında bi akşam
tanımadığı yirmi kişiyi davet eder evine?

yani çevreye falan da ihtiyacım yok,
gelsin tanışsınlar değil derdim.
ben sabahtan akşama kadar hazırlık yapayım,
sonra onları birileri yesin.
zira ben hepsini yiyemem, azcığını bile yiyemem.

iki aylık evliliğimde
dört kahvaltı, bi büyük enver topluluğu, üç akşam yemeği,
iki yatılı misafir, bilmem kaç çay misafiri topladım.
az daha uğraşsam bütün bonusları bana vericeklerdi,
en di oskar gooz tu semmmaydı ama
başkasının daha çok ihtiyacı vardır dedim 
başım dik, burnum havada, sağ avcumun içiyle ittim ödülü.
arada böyle mütevazılıklarım vardır.
(yaptın dimi hareketi :)

dün de her zaman olduğu gibi
allam nolur bana vakit geçirmenin bi yolunu göster diye zırlarken
anamı halamı akrabayı kahvaltıya çağırayım 
oh la la hayat mutfakta çogüzel tribine girdim.
mutfaktan çıktığımda on öküz girse doyar çıkar
artanıyla kurtlar kuşlar ziyafet çeker durumundaydı.

geldiler, yedik içtik peşinden bi daha yedik içtik
peşinden bi daha bi daha derken
baktım tepsiler hala dolu.
-hayır tatlım, ölçülü yiyoruz biz-

iki buçuk saat "eniştem de gelsin çocukları alıp" diye yalvarmanın,
amcamı bi yandan "yengem gelmek istiyomuş"
yengemi bi yandan "amcam sizi getircekmiş akşam" diye aramamın,
anneme "baam gelcek dimi? gelcek dimi? gelcek dimi?" diye sormamın
hiç bi faydası olmadı okuyucu..
zalımsın ailem!

onlar gittiğinde ben
orta sehpa büyüklüğünde bir tepsi dolusu turta,
iki tepsi börek, enverin ağzına bile sürmeyeceği zeytinli açmalar
(azmı cezmi kasteyledim enver! yicesin!)
bi tencere dolma ve kafam büyüklüğünde oldukları için
benle sohbet etmelerini umduğum kurabiyelerle başbaşa kaldım.

neyse ki enver vardı,
enverle on yıldan fazladan beri tanıdığımız arkadaşlarımız vardı,
(bkz: dan ekinin fazla kullanımından kaynaklanan
 beyin sarsıntısı)
neyse ki evli değillerdi ve envere "adam topla" diye mesaj atmam yeterliydi.

an itibariyle tepsiler tabaklara dolup servis yapılmakta,
çay üstüne çay demlenmekte,
tarafımca kestane çizme rekoru kırılmakta.

yüzümde kocaman bi gülümseme.
dersin ki keyt midıltın kadar zarif, 
aynştayn kadar zeki,
bilgeyts kadar zengin olcaksın demiş bana biri.
öyle de bi şapşal mutluluk.

bi gün de siz toplanıp gelseniz,
size minnak minnak cupcakeler yapsam ben,
nasıl olur?

hayır bu aralar çağıracak kimse kalmadı,
ne olur ki gelseniz?

bu arada söylemek istediğim bişey var,
keen dinialll gel
gömmm leğini kazaklarınıı kitaplarını alll gelll
dınınını
(bkz: çevreye verilebilen azami rahatsızlık miktarı)

tamam, nazan'dan dinle sen.





 
;