6.2.17 7 yorum

kindıl kindıl gel bana senden gayrı el bana / okuyucu anketi


melaba canım!

konuya hızlı bi giriş yapıyorum.
-sanki ağırdan alsa okuyan olacaktı-

kendimi bildim bileli kitap okurum.

geçen bi ev oturmasında konu "allah sana da senin gibi çocuk versin"di.
millet kızının akşama kadar gezmesine,
tembelliğine, dağınıklığına flan beddua etmiş.
benim annem
"bu var ya dilimizde tüy bitene kadar bize kitap okuturdu.
ben yorulurdum babası başlardı.
ne beddua ettim ama ne beddua ettim,
4.2.17 7 yorum

emre aydın tribinden uzak bir "istanbula sığamamak" yazısı.

hellö!

sen bu satırları okurken okuyucu,
vakit gummornine de gnayta da uygun olabilir ama
şu an gecenin dördü.

ne yapıyordu bu deli dersen
dönüyollaadı!

harıl harıl ev bakıyordu.
sağ koluna beril yapışmıştı,
enver ayakucunda uyuyordu,
bilgisayarın şarjı bitmiş gözleri kan çanağına dönmüştü
ama son bir gayret şuraya da bakayım dur diye sayıklıyordu.

zira 2+1e sığmıyor, 3+1i ödeyemiyordu.
15.1.17 7 yorum

yaşamak için beyne ihtiyacım olmadığını ıspatladım. bana birincilik teli.



melaba okuyucu!

yağmursuz, mutsuz, nursuz bi ankara pazarından hellö.

kafası kesik halde 18 ay yaşayan tavuk gibiyim.
ankarada geçirdiğim son bir buçuk yılda
yaşamak için beyne ihtiyacım olmadığını ıspatladım.
zira beynimi kullanabilecek hiçbişey yapmadım.

buradan beynin önemiyle ilgili envai çeşit ders aldığım
sevgili biyoloji bölümü akademisyenlerime selam ederim.
kız evrim de müfredattan kalkmış,
naber nassınız?

neyse,
son bi buçuk seneni geçirmek için ne kullandın peki derseniz;
bol miktarda oksijen -ki sadece yaşamak için-,
kilolarca çikolata ve türevi -ki sadece mutlu olmak için-,
bir miktar seratonin,
ve çokça el becerisi.

beceri düzeyim yüksek olmadığından çok miktarda kullanmak zorunda kaldım.
31.12.16 8 yorum

tikat türkçe bilen yazar aranıyor



hellö okuyucu!

bütün gezegenlerde, dünyada, mahlukatta olduğu gibi
bloggerda da vefasızlık ve boşlamışlık diz boyu.

bi toplanalım sözlük açalım dendi;
hadi dedik.
yoge sağolsun duyurdu muhtarlık kuruldu etti derken
sözlük dedemin meydan larusları gibi bitlendi kaldı.

sonra umay bütün kızlar toplandık dedi;
topluca yazabileceğimiz bi blog kurdu.

fakat dağılmamız da bir oldu.

herkesin bloğunun bi teması var;
arada tema dahlinde veya dışında bişeyler yazmak dertleşmek istersek kullanırız
fikirler ediniriz kendi portalımızı oluştururuz demiştik.
senede bi kez ben yazıyorum,
daha da uğrayan yok.

diğpciğimin incelikli,
bana kendimi bişey sandıran şurdaki yazısından sonra düşündüm,
bloga bi çekidüzen verip yazar alımına başlayabiliriz diye.

daha çok insana ulaşayım,
konseptim dışında yazmak dertleşmek istediğimde uğrayayım
hanımların dikkatine overlok makinesi ayağınıza geldi dersen
bi müracat ediverebilirsin tatlım.

kendi bloğuna link vermeden ama;
çok çektik ondan biz.

kozmetik, edebiyat, inceleme, aklına ne gelirse.

istersen uğra,
kardeş kardeş yazışırız (:


21.12.16 26 yorum

2016nın yüreğinin sıfatından çirkin olması


video

"helo malav,
iz gedin kold on dis aylınd"
demiş ünlü türk singırı kuup.

buralar soğuk, buralar buz, buralar ekmek almaya bile namüsait.

ankaralılar soğukta yaşamıyo okuyucu,
soğuk ankaralıların içinde yaşıyo.
soğuk bizim evimiz, yuvamız, iliğimiz kemiğimiz.
buralarda vintır iz kaming değil,
vintır delip geçiyo.

neyse ki şu an içerde "nununu nuuğ püff"  diye
pilates topu yuvarlayıp
seksen santim boyu ve boyuna eşdeğer eniyle
kendini bir ebru şallı sanan pofuduğum var da
gece sarılıp uyuyoruz ısınıyoruz.

bloglarınızı karıştırdım
dedim benim neyim eksik sizden ha dostum?
sonra tek sorunumun o koca beynimin kafama sığmaması olduğunu farkettim.
sanırım birazını aldırıcam.
çünkü böyle tam randıman alamıyorum.

ben de 2016 postu hazırlarım, hazırlayamam mı?

16.12.16 13 yorum

karamsamıyordu.

melaba okuyucu!

halep, şehitlerimiz,
karamsarlık, ümitsizlik, yorgunluk,
ankara, kar, bir tanışı bulunmamak,
annesi de gidecek olsa yalnız uyumak yalnız uyanmak,
kendi için bişeyler yapamamak.

hayatım bundan ibaret diyeceğim ama
sahiden bundan ibaret olsa bu post burada biterdi.
karamsar değilim anacım.

bugün enver işe giderken mekini evde bıraktı.
bende bi külüstür var ama resmen kendi kendine konuşuyo,
bırak bloggerı gugılı açsam çok yorulup sövmeye başlıyo.

beril de uyuyunca aldım elime,
uzuun zaman sonra kahvemi bisküvimi kaptım
ayaklarımı altıma toplayıp kuruldum kaloriferin yanına.

ne çok özlemişim.

bissürü blogerın sayfasına girip postlarını bile okumadan
"hey ben evde otururken aklıma geliyosun,
okumaya fırsatım olmuyo ama düşünüyorum seni.
dua ediyorum, nasılsın?" yazdım.

cevap almak için değil.
zira alışkınım.
üç senedir kendisinden cevap alamadığım bi eşim var.
sanırım hayatım kendi kendine konuşmak, düşünmek,
susma kararı almak ve tekrar konuşmak döngüsü üstüne kurulu.

neyse, konu bu değil.

çok deneşik şeyler yaşamıyorum böyle ama
yazsana, nerdesin, nası gidiyo diye mail falan atıyonuz ya
of deli çılgınları gibi seviniyorum anlatamam.

bi bakıyorum da biz birbirini tanımayan,
çıkarı olmayan, sadece sevmek istediği için seven gerçek dostlarız.

olm neden buluştunuz da beni çağırmadınız derdi yok,
şu benim arkamdan şunu demiş derdi yok,
neden gelmedin derdi de yok.

kötü bi postunu okuduğunda "ne yapayım senin için?" maili atmak var.
tavsiyesini okumak, dinlemek, uygulamak var.
arada bi buluşup kahve içsek ya diye hayal kurmak var.

neticede kitaplar gibisin sayın blogır,
kafamda şekillendiriyorum okuduğum kadarıyla;
hayal kırıklığına uğramak yok.

ben ne zamandır seni okumuyorum şimdi bunu da okumuycam
ama seviyorum seni, iyi ki varsın dediğim insanlar
heey döndün mü bloğuna diyo ya,
içim eriyo.

keşke herkes karşısındakinin siyasi, dini,
milli görüşünü umursamadan
bu kadar samimi olabilse birbirine.
bu kadar kucaklayabilse sorgulamadan,
nerdeydin demeden.

demem o ki benim gözümde sanal değilsiniz.

bu bloğu iyi ki açmışım,
sizleri iyi ki görmüşüm,
bazılarınızla iyi ki büyümüşüm.

dönüşüm mufteşem olazak bebeyim!








11.12.16 6 yorum

yas.


#terörelanetolsun ;

fakat ben teröre lanet ettiğimiz için
lanetlenen kimse görmedim henüz. 

iki ayda unutuyoruz.
huzur operasyonunun huzursuzluğa sebep olduğu,
 yirmi yaşında fidan gibi çocukların
sırf çevik kuvvet diye yerlere serildiği,
herkesin gücünün bize yettiği bir ülkede yaşıyoruz.

eşimizden en sık duyduğumuz cümle
haberlere bakma oluyor,
kanımızı emenlerin ayağına bile basamıyoruz
katlederler korkusuyla.

eskiden şehitlerin adı parka caddeye verilirdi,
şimdi o kadar çoklar ki şehrin yarısı şehit yakını;
arkalarından bir fatiha okuyacak kadar bilisimlerini bilmiyoruz. 

en kötüsü de alışıyoruz. 
yayın yasağı,
siyasilerin acımızı paylaşması,
bıçağın kemiğe dayanması,
kanlarının yerde kalmaması,
ünlülerin eleştiri öfke ve alay dolu tivitleri,
şehit polislerin +18 resimlerini kaldırın söylemleri;
tüm ritüeller sırayla gerçekleşti tamam.

artık yavaş yavaş evlilik programları kaldırılsın,
kocişimle pazar keyfi,
trovbek gündemlerinize dönebilirsiniz.

bu ülkede kemiğine kan dokunmayan,
bu yüzden olanları sallamayan
hatta canı hiç acımayan kocaman bir kesim var.
yazdıkları kanıma dokunuyor.

fakat onlar da,
bu saldırıların sebebi olanlar da,
haberdar olup göz yumanlar da çok iyi biliyor ki
bizler lafta değil sahiden bir ölüp bin diriliyoruz.

allahtan ölenlere rahmet,
yaralılara şifa,
ülke vatandaşına sabır ve selamet diliyorum.
daha çok şey diliyorum da özgür olduğumuzdan,
başımıza birşey gelir korkusundan yazamıyorum.

#yas #prayforistanbul
 
;