19.2.13

ama bu sefer kaybettiği o adam değil, kendine olan güvenidir..

bir kadının hayatında karşılaşabileceği 
en büyük hesaplaşmalardan biridir 
muhtemelen kendini istemeyen adamın 
aslında iyi biri olduğunu kabullenmek..

aşık olduğu erkeğin hiçbir zaman 
kendini istememiş olduğunu farkeden kadının 
kabullenme süreci uzundur..

önce inkar eder; 
"olamaz! vazgeçemez ki benden.."

sonra inkar etmenin ve olanların öfkesini kusar; 
"Allahın salağı! fazlaydım ki ona ben zaten."

ardından kendiyle hesaplaşmaya başlar, 
"biraz daha anlayışlı olsam 
daha iyi olurdu,
beni daha çok severdi.."

oysa karşısındakinin bunları görmeye,
ne kadar iyi (!) olduğunu anlamaya bile
gönlü yoktur..

"hayatım onsuz bomboş" ların peşinden 
"sevmiyor demek ki..  peki o zaman" a gelmek 
herşeyin bittiğini sandırır.

bu aşamaların bazılarını atlar kadın,
ya da bazı kısımları hızlıca geçer..

hangi hızla atlatılacağı,
gidenin arkasında bıraktığı boşluğun 
ne kadar belirgin olduğuyla bağlantılıdır genelde..


eğer adamla kadının karşılaşmaları mümkün değilse 
ya da ortak bir çevreleri yoksa, 
kadın paçayı kurtarmış demektir, 
hayırlı olsun.

arada hatırlasa üzülse de,çok yıpranmaz.
bi de üstüne unutması için uğraşan 
maymunluk yapan dostları varsa
değmeyin keyfine.

adam hakkında kafa yormaz, 
neden böyle oldu demez, 
kendini suçlamaz, onu suçlamaz artık.

oldu da bitti maaşallah..

ama bazen,
herşeyin bittiğini sanmışken,
tüm aşamaları geçtim rahata erdim derken...

hayat kadını rahat bırakmaz.

bigün bi arkadaşıyla bi yerlerde otururken 
yanındaki arkadaşın bir arkadaşı gelir masaya.

konu döner dolaşır "o adam" a gelir.

bu arkadaşın arkadaşı
kadının adamı çoook iyi tanıdığını bilmeksizin
konuşmaya başlar.

onun ne kadar iyi, ne kadar duygusal, 
ne kadar ince ruhlu, 
ne kadar............... olduğunu anlatır durur.

adamla yaşadığı mükemmel anlardan örnekler verir üstüne. 
kadının gözleri dolar. 
kadın susar.

bir kaç gün, hafta, ay sonra 
başka bir ortamda 
kadının adamla yaşadığı maceradan habersiz biri 
adamdan bahsetmeye başlar yine.

yine o dünya şekeri, zeki, karizmatik, 
dünya yeteneklisi adam....
kadın yine susar.

kendini üzen, paramparça eden adamın 
aslında başkalarının bahsetmekten hoşlandığı 
o harika insan olduğunu duydukça 
daha da üzülür..

herkese karşı anlayışlı, 
herkese karşı vicdanlı olan birinin 
dünyada canını yaktığı, 
hiç umursamadan ezdiği geçtiği tek insan
kendisi midir?

diğer insanlardan ne eksiği olduğunu düşünür.
düşünür de bulamaz.
herkes Dr.Jeckyll ile karşılaşmıştır da 
hyde'la karşılaşan tek talihsiz odur yeryüzünde..

yaşattığı onca acıdan sonra 
onun aslında "iyi" biri olduğunu kabul etmesi gerekir..

en başta geçtiği aşamalardan bir tur daha geçer,
ama bu sefer kaybettiği adam değil 
kendine olan güvenidir..

nihayetinde yaşadıklarının anafikrini bulur 
ki bu çoğu zaman 
"ben sevilecek kadın değilim" olur...



18 yorum:

  1. Adsız10:23

    Kadının "ben sevilecek biri değilim" tezini çürütecek bir sürü varsayımı vardır halbuki:

    1)İnsanlar sevgililerine arkadaşlarına davrandıkları gibi davranmazlar. Bazıları çok daha saygı/sevgi dolu, bazıları ise kendisini sürekli çekmek zorunda olan birine davrandıkları gibi,

    2)Bazı insanlar, ne oldukları ile değil, daha çok dışardan nasıl algılandıklarıyla ilgilenirler ve bu algının muhteşem olması için ellerinden gelenin en iyisini sergilerler. Tabi onları zaten "muhteşem" algılayan kimseler için bu kadar çabaya gerek yoktur.

    3)Ya da bazen iki taraf da çok sevilecek insanlar olsa bile, sevilen huyları birbiriyle eşleşmemiştir, olmaz işte..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. yoktur ki. kadın ona inanmışsa öyledir. kırılan kalbini onaramaz kimse. ve soluduğu tüm oksijen kalbinin boşluklarına dolar, beynine gitmez, kadın düşünemez, bu varsayımları anlayamaz.

      Sil
  2. Adsız21:09

    kimi insanlar güzellikte kendilerine düşen payı alamazlar/geç alırlar..sevdiklerinin güvendiklerinin kötü,değmez olduğunu kabullenmektense kendilerinde arar dururlar kabahati..kendilerini suçlayıp, iyi insan olduklarını inkar ederler..
    oysa öylesine basit bir mantığı vardır ki bu durumun;
    bazı şeyler için iyi olmak yetmiyormuş, sevilmek için aşk için iyi olmak yetmiyormuş..

    http://www.youtube.com/watch?v=3S9aGtSkWwY

    PS:

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. çok şey için iyi olmak yetmiyo..

      Sil
  3. evet bu işler böyledir ne açıklayabilir ne de eleştirebilirsin maalesef. zaten en son eleştirilecek kişi de o kadındır.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. belki hata ondadır, sevilecek kadın değildir..

      Sil
  4. seven birine denmez böyle tamam mı, kendisi böyle hissedebilir ama sen ben söyleyemeyiz.
    ayrıca sevilecek kadın değildir i açalım isterseniz bunun kriterleri nedir :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ben kendime diyebilirim sanırım..

      Sil
  5. bunda bir sakınca yok, acı senin, suçluluk duygusu (gerçek olmasa da) senin. ama ben sana diyemem fındık kurdu :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. tamam, sen bana başka şeyler de(:

      Sil
    2. 'kendini sevilmeye layık görmeyen bir kadın'
      bir kadının başına gelebilecek en talihsiz histir, hak etmediği bir acıdır ama dibine kadar gerçek acıdır. ve bunun tek tesellisi sevilmektir...

      Sil
  6. saçma.
    :)
    kendine güven duygusu başka bir insana bağlanmaz.
    hemen unutmak ve silmek lazım.
    :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. böyle buyurdu zerdüşt.

      Sil
  7. deeptone
    sen olmak istiyorum. saçma de geç, unut ve sil....

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ne kolay söylüyo dimi(:

      Sil
  8. hem de nasıl, insan kendini salak gibi hissediyor :))

    YanıtlaSil
  9. Söylemesi ayıp bu hissi o kadar çok yaşattılar ki bana. Bir değil üç değil (Bu kadar şıpsevdi olursan böyle olur tabe salak ZeyneP). Evlendiğime en çok "Yaşasın artık aşk acısı çekmicem" diye sevinmiştim :D
    Bunca acıdan sonra, esnek bir yüreğe sahip olduğumuzu öğrendim ben mesela. Her acı biraz biraz esnetiyor ve artık son terkedilişinin o kadar da komadığını fark ediyosun. Yürek genişlemiş, acıları rahat absorbe edip kendini yeniler olmuş. Ama bu bolca terkedilişin ardından mı yoksa yaşının ilerlemesiyle mi ilgili bilemiyorum. Son zamanlarda hiç bir erkek benim önüme geçememişti. Ben "ne dersem o"ydu ve "beğenmeyen şehzadesine almasın"dı.
    Kaşarlanma mı dersin, farkına varmak mı ama bence bir hatun kişi aşk acısını güzeeelce yaşadıktan sonra kendi değerinin farkına varıyor.
    Bir de: ilişkilerde ayrılıp barışma çok kötü bir durumdur. Hiçbir şey değişmez, düzelmez. Bir kaç aylığına üstü yepisyeni popart tarzdaki döşeme kumaşlarıyla örtülür. Başkaları için "Vuuu süper" olan adam, seni hala aynı değersizlikte gördüğü için davranışları ve bakış açısı değişmez. Örtünün altındaki eprimiş koltuk aynıdır. O adam ömrü boyunca sen ne yaparsan yap, başkaları seni tahterevanlarda, atlas kumaşlarla sarıp taşısalar da seni kibritçi kız gibi görür. En güzeli kapıyı suratına "DaaaaaaaaaaaNNNNN" diye çarpmak (;

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. DaaaaaaaaaaaNNNNN!!

      (ebet. harfleri saydım.)

      Sil

 
;