5.3.13

o sen de olabilirdin..


8 ünlü seçilmiş,
8 kadının yerine konmuş.

sekizi ölü, sekizi canlı.
sekizi şanssız, sekizi şanslı.

projenin adı  "o ben olabilirdim"

sloganı, "uyanmak için ölümü bekleme"
 

kadınlara bu bilinci, farkındalığı
ve duyarlılığı yerleştirmek için
maalesef yine ünlüler kullanılmış.

neden mi maalesef?
gözümüze hoş gelmeyen, ilgimizi çekmeyen şeyleri
ne kadar önemli olsalar da
görmezden geliyoruz.

8 ünlü, 8 kadının yerine geçmiş.
onlar gibi hissetmeye çalışmış,
onların ağzından birer mektup yazmış,
kamu spotu oluşturulmuş.
 

burada 8 kadın var.
şiddet görmüş, hayatını kaybetmiş.

kaçını tanıdık?
kaçının ismini sayabiliriz?
kaçı için üzüldük?

peki kaçımız bu posta
sırf ünlülerin ilgi çekici hallerini görüp
merak ettiğimiz için tıkladık?

 kadına şiddetin sonlanması için
toplumun bilinçlendirilmesi daha ne kadar ertelenecek
çok merak ediyorum.

sevdiği için susan kadın,
daha ne kadar sevgisizliğe maruz kalacak mesela.
çekip gitmek için gereken cesaret ve güven
kim tarafından verilecek?

yüzlercesi, binlercesi var.
keşke bu projedeki gibi,
yalnızca 8 tane örneği olsaydı bu olayın..


nur fettahoğlu - gülşah sarcan


25 yaşındaydı.
dayak yedi, ayrılmak istedi.
tehdit edildi,
kocasının barışma isteğini kabul etmedi.
bıçaklandı, tem otoyoluna atıldı.


burcu esmersoy - şefika etik
 
 
38 yaşındaydı.
kocası kesip biçti,
sonra da evi ateşe vererek cesedi yakmaya çalıştı.


meltem cumbul - ceylan soysal
 

21 yaşındaydı.
işsiz kocası tarafından terkedilip
babasının evine dönmek zorunda kaldı.
ailesi hazmedemedi,
bi gece yarısı 17 yaşındaki kardeşi diz çöktürdü,
göğsünden ve karnından vurdu.
babası da kapıyı üzerine kilitleyip ölmesini bekledi.


ezgi mola - selma civek

 
25 yıllık evliliği boyunca şiddet gördü,
kocası tarafından 30 yerinden bıçaklandı


songül öden - mehtap civelek
 
 
25 yaşındaydı.
kocasından şiddet gördüğü için polisten koruma istedi,
"siz fazla arka sokaklar izliyosunuz heralde"
cevabı aldı.
kocası tarafından öldürüldü,
dilovası'ndan ormana atıldı.
 
 
belgüzar korel - melek karaaslan
 

24 yaşındaydı.
kocası, kayınvalidesi ve kayınpederi tarafından
döve döve delirtildi,
ölümünden önceki 3 ay tuvalete kapatıldı.
döverek öldüremedikleri için
ölüme terk ettiler.
30 kiloya düştü, yaşamını kaybetti.


dolunay soysert - meral tahta


sevgilisi tarafından
4 gün boyunca dövüldü.
işkence yapıldı, aç ve susuz bırakıldı.
bir otobüs durağına terkedildi.
45 gün yaşayabildi.


hülya avşar - ayşe paşalı



mutlu bir evliliği vardı,
gittiği bir akraba düğününde
dayısının oğluyla dans etti, kızı arayıp babasına söyledi
dayak yemeye başladı.

dava açtı.
kocasının sözleri şunlar;
 
" duruşmada hakime
'bu insanın cezalandırılmasını istiyorum' dedi.
aramızda hiçbir problem olmadığı için
bunu duyduğumda şok oldum."
 
problem yoktu, öyle mi?
 
tehdit edildi, koruma istedi, alamadı.
eski kocası kızlarına silah gösterip
annenizi bununla öldüreceğim dedi;
kimse dikkate almadı.
eski kocasıyla sokakta karşılaştı,
boğazından bıçaklanarak öldürüldü.


işin garibi ne biliyo musun okuyucu?
unutuyoruz.
biz mutluysak, herkes mutlu sanıyoruz.
biz doğruysak, herkes doğru.

kimse için kılımızı kıpırdatmıyoruz.
bazen bi imza vermek bile zor geliyo.
biz artık,
karşıdan karşıya geçen teyzeye bile
yardım etmeyen insanlarız.

evet;
yazıyoruz,
okuyoruz,
araştırıyoruz.
 
ama bilinçlenmiyoruz.
 


24 yorum:

  1. Her zamanki gibi duyarlısın. Yine müthiş bir yazı yazmışsın.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. böyle şeylerin olmamasını, duyarlılık projelerinin sadece sokak hayvanlarına su vermek konusuyla sınırlı kalmasını, böyle postlar yazmamayı tercih ederdim..

      Sil
  2. Bu duyarlilik beni ..
    Allahim sen titret kalpleri!

    YanıtlaSil
  3. Hayatta en çok korktuğum insan tipidir Allah korkusu olmayan insan.(Ve şu yukarıda gördüğüm tek şey Allah korkusu olmayan insanların yaptıkları) Hülya avşar gibi düşünmüyorum bu oyle bişey ki istersen dünyanın en güçlü insanı ol(Para, statü, fiziki güç v.s.) bu durumun içinden çıkamıyosun işte :(. Hergün yatıp kalkıp şükretmem gereken bi hayat yaşarken çok şikayet ediyorum sonra yine hergün o insanları(acı çeken kadınları) görüyorum. Görüyorum ama elimden bişey gelmiyo nefes alamıyorum bazen sadece dua edebiliyorum. Ama bu duayı hafife aldığım anlamına gelmiyo. 27 yıllık hayatımda öğrendiğim en önemli şey en basit şeyi bile Allah dan istemektir.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. işte onu bi bilsek, insanlar yerine allahtan isteyebilsek sadece..

      Sil
  4. allahım bu nasıl olur ya tüylerim diken diken ard arda okuyunca içim kötü oldu

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. binlercesini düşün peş peşe..

      Sil
  5. Kesinlikle!
    Bana en çok koyan ne biliyor musun, bazı kadınların bile isteye buna razı olması.. İlk eşlerinden dayak yüzünden ayrılan kadınların, evlilik programlarında akıllı kadın dayak yemez diyen adamları hala muhtemel aday olarak görüp o tiplerle evlenmeleri...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. dayak yemekten seçemeyecek hale geldiklerini düşünüyorum. akıllı insan seçmez sanki, büyük konuşmak da istemiyorum ama..

      Sil
  6. çok haklısın ama başka da dicek hiçbişey yok malesef çünkü duyarlı değiliz, çünkü bu konu yeterince önemsenmiyor...

    YanıtlaSil
  7. Biz bilinçlensek bile bir şekilde bu insanlar yine kurban oluyor. Kadınlar koruma istiyor ciddiye alınmıyor, kaderine terkediliyor. Sonra ancak dediğin gibi ünlü isimlerle projelerle isimler olaylar öğreniliyor. Herkes başlıyor 'Kadına şiddete hayır!' nutuklarına. İcraat hala sıfır.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. biz bilinçlensek, en azından kendimizi koruyabilecek duruma geliyoruz. herkes aynı şekilde bilinçlense..

      Sil
  8. Bu tarz kampanyaları desteklememek mümkün değil!
    Sadece bu işin kamuoyu kısmının yanı sıra kanun koyucular kısmının da olduğunun hatılanması gerek. Bazı olaylar peridyodik olarak yaşanıyor ve hala bununla ilgili yaptırımı ağır kurallar konmuyorsa ben bunun bilinçli olduğunu düşünürüm.
    2013 yılında bırakın eşitliği falan, hala kadın cinayetlerini konuşuyor olmak ne kadar da acı.

    YanıtlaSil
  9. En büyük sorun caydırıcı cezalar olmaması bence. Şiddet uygulayan erkek hiçbir şeyi umursamayıp güçlünün kendisi olduğunu düşünüyor. Çünkü o da kadının arkasında güçlü bir kanun olmadığını biliyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. kesinlikle. kadının arkasında ailesinin olmadığını biliyo, kanunların olmadığını, sırtını dayayabileceği bi yer olmadığını biliyo. sonuçta onu sırtından bıçaklamakta hiç sakınca görmüyo.

      Sil
  10. P.S.16:27

    hepsini tek tek hissettim desem yeridir..evet kadınlar bilinçleniyor okuyor farkındalık düzeyleri artıyor da; bu şiddeti uygulayanlar kadın değil ki..hala hak eden kadın çocuk vs. dövülür mantığı ve hak ettiyse şiddet sayılmaz ların arkasına sığınanlarımız var..neye göre hak etme kime göre şiddetten saymadır bu?üstelik yukarıdaki örnekler sadece fiziksel şiddetten(ki ölümle sonuçlananları gösteriyor sadece diğerlerinin adı bile yok!)bahsediyor, duygusal ekonomik cinsel sosyal şiddete maruz kalanların da haddi hesabı tutulmamış..
    velhasıl; vakti zamanında bir radyo programcısının kapanış cümleleri vardı..insanlarla inekleri kıyaslayan..metni tam olarak hatırlayamasam da bir kısmında şöyle bişeyler diyordu:"bir inek bir ineğe tecavüz etmez,bir inek bir ineği öldürmez.....vs" diye devam ediyordu taa o zamandan bu zamana bu cümle klır aklımda insanları düşünürken..bilmem anlatabildim mi meramımı??

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. keşke herkes anlayabilse meramını..

      Sil
  11. O bende olabilirdim :(

    onlari yetistirenin de bir kadin oldugunu düsününce
    :(
    cahillik sonrasi ise vahsilik

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. işte o yetiştirme kısmı bize düşüyo sanırım

      Sil

 
;