yok dedim ben oynamam öyle şeyler
aman dedim vakit kaybı
yürüyün gidin lan dedim.
popüler olanda hayır yoktur dedim.
demez olaydım okuyucu!
dilim tutuleydi,
yükleye basan elim kırıleydi,
benim yüzümdeeen!
beş gündür manyaklar gibi candy crush oynuyorum.
yayında ve yapımda emeği geçen herkesin
allah müstehakını versin.
(a uzun.)
105. bölümdeyim,
başta ortadaki olmak üzere
geriye sayan tüm bombaların ağzına tüküreyim.
üçlü dörtlü yapıcam diye işaret parmağıma kramp girdi.
topitop, bonbon, çizikli şeker diye hırslar yaptım,
beş tane şeker birleştirince
yeminle ruhu şad olan insan oldum.
hayır, bana can göndersin diye
anneme dedim sen de yükle beraber oynayalım.
arada böyle çıkarcılıklarım vardır.
ama ne oldu? bi sor ne oldu?
ona gelen çikolatalı tüm bölümleri de ben geçiyorum,
kadın çikolata sevmiyo, sema gel çoğalıyo bunlar diyo.
iki taraftan bölüm geçicem diye kasıp duruyorum.
bulaşık makinesinden çıkanları dizerken
aynı bardaklardan üç taneyi yan yana koyamaz oldum,
patlarlar diye.
sarışın küçük kızlara,
bıyıklı erkeklere tahammülümü yitirdim.
elimi saçıma her götürdüğümde
"o değil de jöleleri eritsek" diye sayıklıyorum.
hele markette topitop gördüğümde
alıp kasaya çat diye vurasım
sonra da nıhahaha nası da patladı diye gülesim geliyo.
ben ki burnu düşse yerden almayan,
kimseden bişey istememeye çalışan insan..
bi can gönder allahın aşkınaaaağğ diye smsler gönderiyorum millete.
toplanıp beni akide şekerine çevirmezlerse iyi.
geçenlerde bi bölümde iki gün takılı kaldım,
millete mesajlar göndermiş mahsur kaldı demiş.
ele güne rezil etmiş beni,
öyle de ispiyoncu pislik.
uyurken gözümden geçenler ilkokulda tetris çubukları,
ortaokulda satranç taşları,
lisede sudoku rakamları,
üniversitede bitki hayvan anatomileriydi.
master yapıyorum,
gözümün önünde yalnızca şekerler uçuşuyo.
ters evrimin kanıtı değil de neyim sence okuyucu?!
14-15 yaşımdayken wow'un efsane veteranıydım,
gecenin bi vakti mesaj atar
gel toplandık derlerdi.
şimdi gece kendi kendime kalkıp
bi bölüm geçeyim geri yatayım diyorum.
teheccüd desen kalkamam,
valla amarikanın oyunu bu.
artık benim dünyam avrupa, amerika, asya diye değil
sakız köprüsü, paskalya dağları diye ayrılıyo.
yediğim yemeklere
"hmm tasty", "dddivaayn!" şeklinde tepkiler veriyorum.
benim sonum son değil.
bi gün sandalyelerimizi alıp yuvarlak oluştursak
karton bardaklarımızdan kahve içerken
sırayla konuşmaya
"merhaba, ben bir bağımlıyım çünkü" diye başlasak
kurtulur muyuz?!



