6.2.17

kindıl kindıl gel bana senden gayrı el bana / okuyucu anketi


melaba canım!

konuya hızlı bi giriş yapıyorum.
-sanki ağırdan alsa okuyan olacaktı-

kendimi bildim bileli kitap okurum.

geçen bi ev oturmasında konu "allah sana da senin gibi çocuk versin"di.
millet kızının akşama kadar gezmesine,
tembelliğine, dağınıklığına flan beddua etmiş.
benim annem
"bu var ya dilimizde tüy bitene kadar bize kitap okuturdu.
ben yorulurdum babası başlardı.
ne beddua ettim ama ne beddua ettim,

allah sana da senin gibi çocuk versin dedim
ben dedikçe bu salak amin dedi
aha şimdi beril de aynısıymış" diye dert yandı.
kadının derdine bak.
-evet şimdi beril de aynı, bakıcı değil okuyucu arıyorum
finlandiyalılar ucuzmuş öyle diyolla-

neyse ki dört buçuk beş yaşında falan okumayı öğrenmişim.
dedem sepeti sal diye aşağıdan bağırırdı,
millet sepete ekmek koyar
adamcağız tomarla kitap koyar çek diye bağırırdı.

yani oraya buraya dağıttıklarım,
taşınırken koliyle bıraktıklarım,
ilk gençlik yıllarına kadar olanları
ani bi aptallıkla kitap kumbarasına attıklarım hariç
-kumbara taştı-
ortalama 1000 kadar kitabım var.

hepsi de benim bebeklerim.

bu sene enver domgününde sana kindıl alıcam dediğinde
kelimenin tam manasıyla beynini yedim.
"yuh o kadar para verilir mi"
"taksit ödemek istemiyorum"
"ben o parayla o hooo kaç kitap alırım biliyo musun?"
"kokmaz o"
"yeminlen elimi sürmem bak parana yazık"
"sen o parayla aslında bana şey alsana ya hmm"
gibi bilumum tepkiyle bezdirme politikası yürüttüm.

bezmedi.

tamam sen elleme, ben okurum diyip
ne yaptı etti o kindleı aldı rızkımızdan ödedik.

berille birlikte uyuyoruz, maaile.
nasılsa yakın gelecekte yaşar da görürsek
her çocuk gibi anne babası olarak bizlerden utanacağı,
gönlümüzce öpüp koklayamayacağımız günler gelecek diye
gece gündüz yapışık yaşıyoruz.

kendisi galiba bu durumdan fevkalade rahatsız,
zira tekmelemek ittirmek bağırıp isyan etmek suretiyle
bi uyku uyuyamamakta.
gece en az üç kez ayamm ayamm diyip uyanıyo.
eziyoruz sanırım, çemkirip geri yatıyo.

ama ben de bi şekilde uykusuz geçirdiğim iki senenin
intikamını almak durumundayım.
analık hakkım neticede.
cefasını çektiysem şimdi de en az iki sene
sarılıp uyumam lazım.
bu işler böyledir.

hal böyle olunca geceleri kitap okumak,
ışık açmak, hatta sayfa sesi çıkarmamaya çalışmak
zor oluyodu.
"amma da salak karaktersin be seni yazanın aklına tüküreyim"
gibi haddini bilmez sesli tepkilerimden bahsetmiyorum bile.

hayır, berilin yanında okumayıver;
eşşek kadar evin var yer mi yok bütün odalar boş.
ama yok, dediğim gibi
o bezip bıkana kadar koala gibi yaşamayı hedef edindik.

okurken uyuyakalıp çocuğun kafasına kitap düşürmek,
sabah berilden geç uyanınca
bazı sayfaları yerinde bulamamak da cabasıydı.

yoo dostum,
kitaplarımın daha fazla zarar görmesine izin veremezdim.
inadımı kırdım,
envere az versene şuna bişiyler yükliyim dedim.

ve aşık oldum,
hiç abartmıyorum.

bi kere internetten kitap indirmek gibi
ekonomik, hızlı bi olay var.
aynı yazarın onlarca kitabını iki saniye içinde edinebiliyosun.
ortalama 30.000 kitap alan bi hafızaya sahip.

paperwhite denen
göz yormayan bi teknolojiye sahip.
gece düşük ışıkla kitap okurken sürekli batan lenslerim,
lensleri çıkarsam gözüme sokarak okumak zorunda kalışım,
gözlük taksam uyuyakalıp batmasıyla uyanışım gibi
göz sorunlarıma tekme attım sayesinde.

tek tıkla altını çiziyosun ve
altını çizdiğin cümleleri bir dosyada otomatik arşivleyip
yazar-kitap-sayfa- satır gibi notlarla
kolay erişim sağlıyo.

kelimenin üzerine tıkladığında
ya da serbest şekilde wikipediaya erişip
araştırma yapmana olanak tanıyo.
yazar, konu, içerik hakkında eş zamanlı bilgi edinmek mümkün.
yabancı dilde kitaplar okurken tek tıkla
bilinmeyen kelimenin sözlük anlamına erişmek büyük kolaylık.

yazı tipini, boyutunu kendin ayarlayabiliyosun ki
bu cücük gibi ya da at nalı puntoyla yazılmış
insanı okumaktan soğutan fontlara çözüm.

pili çok afedersiniz hayvan gibi.
günlük iki saat okuduğumu varsayarsak pilin %70i
ortalama üç hafta kadar dayanıyo.
hiç bitiremedim, enver azalınca dolduruyo.
arada böyle stokçulukları olur.

yurtdışında blog takip etme özelliği varmış ama
ya bizde yok ya bilemedim ben onu.

ücretsiz indirilen milyonlarca kitabın makalenin yanı sıra
ücretli edinebileceğin kitapları da
ebook formatında neredeyse yarı fiyatına satın alabiliyosun.
arkadaşlarının satın aldığı kitapları
beleşe yükleyebilmek de cabası.

bütün kitaplığını cebinde taşıyabiliyosun.
seyahat halindeyken kitap okumak
beş dakika sonra mide bulantısı yapardı,
neden bilmiyorum kindleda böyle bir sorun yaşamıyorum.
üstelik pek çok yerde de aynı sorunu 
kindleda yaşamadığını yazanları okudum.

üniversite zamanında ben kitaba halihazırda yemeyip içmeyip
harçlığımın yarısı yatırdığımdan zorlanmazken,
bu tip alışkanlıkları olmayan öğrencileri zorlayan
bitakım kitaplar alırdık.

mesleki ingilizce,
ana dilinden okuduğumuz hücre, genetik, anatomi kitapları falan.
bilimin yapı taşları ama bizim için
sözlüksüz okuması, anlaması, taşıması eziyet.
eşek yüküyle de pahalı.

fakat ne acı ki amazon bunları ücretsiz veriyo,
amazon vermese de ücretsiz veren kaynaklar bulmak mümkün.
yani beyin bedava, niye hamallığını yapayım?

öyle üzüldüm ki şu cihaza öğrencilik zamanımda
sahip olmadığıma.

bana kalırsa her öğrencide cep telefonundan,
saç düzleştiriciden hatta sırt çantasından bile önce
bulunması gereken bi araç.
yükten, paradan, zamandan tasarruf.
liseyi bitirene bundan daha güzel bi mezuniyet hediyesi düşünemiyorum..

dezavantajları yok mu?
coni depin bile var anacım, bunun mu olmasın.

bi kere herşeyden önce yukarda da belirttiğim gibi
kokmuyo.
kitap kokusu nesilden nesile unutulan bişey olmasın.

kitapları kütüphanene dizip karşısına geçip
ey gidim ey ne güzel kitaplarım var be diye
sırıtamıyosun.

siyah beyaz,
hayır rengi napıcam onu da tam bilemedim.

orjinalini edinmezsen bazı kitaplardaki
görselleri göremiyosun.
yani bi yüzüklerin efendisi okurken
ortadünya haritasını görememek kadar acı verici bişey olamaz.
ama eşek değilsen tolkiene azıcık yatırım yap,
orası da ayrı konu.

kitap okuma konusunda yapılan bi araştırmaya göre,
basılı kitap okurken sayfaların ilerlemesi
sol tarafın kalınlaşıp sağ tarafın azalması
-yazar burada kuranıkerimi ayrı tutuyor-
okuyucunun kitaba bağlanıp daha da odaklanmasını sağlıyomuş.
bana çok zamazingo geldi ama bu durum
okunanın akılda daha çok yer etmesine sebepmiş.
eğer böyleyse kindleda okuduklarımızı
zaman içinde unutmak durumundayız.
bence öyle değil, ama bilin istedim.

velhasıl kelam kindle şu ana kadar
para verdiğim eşyalar içinde
açık ara birinci sırayı alır.
ikinci sırayı merak edenler için
(bkz: tefal rende makinası)

peki sence okuyucu,
basılı kitap mı yoksa elektronik okuyucu mu?




7 yorum:

  1. Adsız23:11

    kesinlikle kitap. kitap olmasa okuyucu mu olurdu.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ama siz olaya dünya bir toz ve gaz bulutuydudan girmişsiniz (:

      Sil
  2. ne kadar reddetmeye calıssak da teknolojinin gelişmesi alışkanlıklarımızı da değiştiriyor. Bu tarz e kitaplar muthıs kolaylık, ozellıkle seyahatlerde agırlık yapmıyor buyuk kolaylık... Not almak vs de cok kolay ancak yine de eski kafalıyım ben..O sararmış kitap kokusu olmadan aynı zevki alamıyorum.

    Sevgiyle,
    Mugeninlistesi.blogspot.com

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ansiklopedilerden elektronik veritabanlarına atlamamız gibi bişey (: eski kafalılık şu durumda daha zarif bi seçenek :)

      Sil
  3. hah ha yine müthiş anlatmışsın. her yerine güldüm yaa. eski zeka pırıltılarını gördüm ha haaaa :) kitap tabii ama bence iyi yapmışsın. iyi bişi bence de. daha kolay rahat ve daha çok okunabiliyor demek ki. otobüste ben de okuyamam bak iyimiş bu. yeni yerli yazarlar da var mı ki. tamam bu kitap rondo'dan almalı :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. hayatımın bir dönemini zeki olarak geçirmiştim diyebilecek tek insan olabilirim, allam her yönden ayrıcalıklıyım :D siz var mısınız efenim elektronik ortamlarda? (:

      Sil
  4. olmaz cancağızım, yolculukta satırların altını çizerken sarsıntıdan aslında nasıl da çizemediğimi görmem lazım. mazoşistlik bizde ata sporu.

    YanıtlaSil

 
;