19.7.15

ne ilk ne son bu sabah; ne çok öğrendi bu gönül, ne çok söndü ne çok yandı..

iyi geceler okuyucu..

çok öğrenilmiş, çok aldanılmış, çok şaşırılmış bi sabahın gecesi
ne kadar iyi olabiliyosa o kadar iyi geceler.

aylardır sormadım nasılsın,
yalnızca gelen maillere cevap verdim.
blogları dolaşmadım,
çok merak ettiğim halde kimsenin durumuyla ilgili mail atmadım.

hiç gelmedi yazasım, anlatasım.
o kadar çok değişmeyen şey oldu ki,
insanların zaten yerinde sayan onlarca durumu var
sen de yük olma sus otur dedim.

iyi şeyler de oldu elbette.
beriş konuşmaya başladı.
aile eşrafından ilk dedeyi seçerken kendine muhatap olarak,
kapitalist düzenin köpeği gibi mi yetiştiriyoz olm ya sıkıntısına sokacak şekilde
"ver" demeyi öğrendi.
ne bulsa veyh veyh diyip ellerini yumuk yaparak,
kirpiklerini kırpıştırarak istiyo olması şu an çok ağzı yenesi bi durum olsa da
yoo dostum,
benim yetiştirmek istediğim çocuk bu değil.
-yazarın içindeki nene burda devreye giriyo,
kim istediği çocuğu yetiştirebilmiş ki azizim..-

almasını ve istediğimizde bize getirmesini öğrettik.
arada kumanda falan lazım oluyo, yarayışlı olur diye düşündük.
dana yavrusu getiriyo,
elimize de koyuyo ama asla bırakmıyo.

ver minnoşum ver balım dedikçe suratımıza bön bön bakıyo.
almaya çalışınca da çığlık atıp geri kaçırıyo.
bu işe bi çözüm bulmamız lazım,
aksi takdirde başımız büyük belada patron!

iki dişi çıktı,
kendilerine her buldumcuk anne gibi dünyanın en değerli
pırlantası muamelesi yapmaktan geri kalmıyorum.
gayet uyuz bi şekilde zırıldanırken bile
"yhaa dişleri negadan da tatlı beee" diye ağzı açık ayran budalası gibi
öyle sırım sırım sırıtıp seyrediyorum.
ebet, annelik beyin hücrelerini öldürüyo.

ama inan okuyucu,
kalbe çok iyi geliyo.
böyle gereksiz bi mutluluk, vıttırılık,
sürekli aman çiçekler böcekler oh lala durumu siniyo üstüne.

bişeye sinirlenecek, gerilecek oluyosun.
çocuğun zerre umrunda değil el kadar sabi ne anlasın,
ama ay yavrum ne de içli baktı hissetti kesin gibi
uydurmanın dik alası içgüdülerle kendini dizginliyosun.

daha çok insanı durdurmayı öğreniyosun,
seni haksız yere üzmeye çalıştıklarında.
başkasına sinirlenip gücünü sadece sana yetirebildiklerinde.
aman nazım geçer diyerek aslında kullanmak istediklerinde.

senin hakkının, enerjinin, isteklerinin
artık sadece sana ait olmadığını anladığında
anne oluyosun okuyucu.
ve tek amacın ona ayıracağın pozitiflikten çaldırmamak oluyo.

ama bazen.
bazı sabahlar.

bazen kötü uyanıyosun.
bazen kötü gidiyo herşey.
bazen iyi olsun diye vazgeçtiğin onca isteğinin bi değeri olmadığını,
çok değersiz bi istekten senin için vazgeçilmediğinde
suratına çarpan tokatla anlıyosun.
sen herşeyi iyi yapmaya çalıştıkça,
aslında kullanılıyosun.

bazen sırf başkaları için harcadığın enerjiye
kendin için ihtiyaç duyuyosun.

yeni bi uğraşa,
yeni bi eve,
yeni insanlara,
yeni davranışlara.

en çok da tüm duvarlarını yıktığın insanların
sana duvar oluşuyla yıkılıyosun.

ama biliyosun, ne ilk ne son bu sabah.
ne çok öğreneceksin, ne çok söneceksin, ne çok yanacaksın.

ama yine biliyosun ki seni iyileştirecek tek şey
kendine olan inancın.

her defasında kanatlanırsın,
bu son sanarsın,
belki bu sefer aldanmazsın..








9 yorum:

  1. vay be, güzel yazıyorsun arkadaş
    not: teselli cümleleri beş on satır yukarıda (:

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ordan bi mor balon uçursan, böyle fosyologun videolarındaki gibi mezarlıkların üstünden geçe geçe gelse, nasıl mutlu olurum..

      Sil
  2. tecrübeler bizim ögretmenlerimiz cuvaldizim
    onlara ihtiyac var
    yoksa nasil ögrenir nasil dogru ve yanlisi ayririrz
    yapman gereken tek sey
    ayni kal
    degisme sakin

    birak yikilsin duvarlar örülsün duvarlar
    ruha duvar engel degil, icinden gecer, altindan cikar .

    öptüm ki seni . o iki disli bücürü de

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. benim aynı kalmam için başkalarının değişmesi gerekiyo melek ablam. aman ne bileyim böyle içşişirici şeyler.

      ruha duvar örülse keşke, budur durumum diyip kabullenebilsek.

      iki dişli bücürü üstten saplı romantik bavul tutabilecek yaşa geldiğinde kırmızı bi manto, tüllü bi şapkayla sana getiresim var (:

      Sil
  3. Bazen anneliğin en doğal en hariha yorumlarına gecenin körü kahkahalarla gülmek istemek.
    Bazen ne diyeceğini bilememek, boğazında bir düğüm.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. bazen vay canına, gecenin o vakti beni mi okumuş diye düsünmek, sanki uykusundan uyanmış da semmmaya gideyim demişcesine sevinmek (:

      Sil
  4. Bak yaa! Sen buraları bu kadaa vakit boş bırak, dönüşün 2 tane bol atarlı giderli yazı ile olsun! Yeminle ara ara geldim uğradım, acaba nerelerde diye bakındım sağa sola. Cevap veren olmadı.

    Annelikten anlamam da bazı "bu sabah"ları iyi bilirim. Hele bir de Göksel'in bu sabah'ı var ki; şimdilik dinleme bence :)

    Şunun altını çizdim: "seni iyileştirecek tek şey kendine olan inancın."

    Candan ne müthiş kadın di mi? Kötü uyandığım sabahlar, Dünya Durma ile İster Sallan Gez'i dinliyorum birkaç doz. İyi geliyor ;)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. hiii afede!

      candan ne mthiş kadın. gözleriyle konuşan kadın. oysa ben öyle miyim, ağzımı bi açtım mı susmak bilmiyorum. halbuse benim de bi kaşımı kaldırmam kendimi ifade etmeme yetse. candan kadar olmasa da olur.

      baharı dinliyorum ben de mutsuzken..

      ben alnıma yazcam altını çizdiğini. başka türlü gerekli gazı vermeyecek bana sanırım.

      ara ara geldiğin için çok teşekkür ederim (: ara ara sen de benim aklıma geldin (:

      Sil
  5. Ve ben kendine inancını yitirmiş bi kadınım.
    Ve şu posttan sonra Beni bir tek annelik kurtarabilir iç güdüsüne kapılmaya başladım :)

    YanıtlaSil

 
;